Yeni Normal Dünya ve Türkiye

 

kategori2

Deniz Ülke Arıboğan / Akşam Gazetesi

Son Davos zirvesi sırasında ilk kez karşılaştığım ve ‘artık bu da fazla gereksiz bir kavram olmuş’ dediğim ‘Yeni Normal Dünya’ başlıklı bir panelde konuşma yapacağım aklıma gelmezdi, ama o da oldu. Hafta sonunda Bersay İletişim Enstitüsü’nün 20. kuruluş yılı vesilesiyle yapılan toplantıda bu konu konuşuldu.

Bir reklamcıdan çıktığını tahmin ettiğim başlık, görünce hemen herkeste ‘bu da neymiş?’ merakı uyandıran, unutulması pek de mümkün olmayan cinstendi. Bir süredir özellikle ekonomi gündeminin merkezine oturmuş olması, aslında onun yeterince tanımlayıcı ve kapsayıcı bir çerçeveye sahip olduğunu göstermiyor. Nitekim ‘normal dünya’ tanımını görünce ‘bunun anormali nasıl oluyormuş?’ diye sormadan edemediğimi söyleyebilirim. Lakin biraz inceleyince kavramın aslında bildiğimiz, yaşadığımız bazı değişimleri anlattığını da gördüm, özetleyeyim.

1-Wall Street ile akademia’nın el birliğiyle geliştirdiği bu kavram, ‘ekonomik kriz sonrası bir türlü işsizlik oranını düşürecek düzeyde büyüyemeyen ekonomiyi’ anlatmakta kullanılıyor. Büyüme zorluğu çeken ekonomi, ister istemez özel sektörün krize girmesine ve ekonomik sorunlara çare bulma konusunda devlet mekanizmalarının devreye girmesine yol açıyor. Bu yeni ekonomik düzen, bir öncekinden yani anormal dünyadan (!) farklı olarak, hükümet müdahalesine ihtiyaç gösteren yeni bir tür kapitalizmin kurgulanmasına yol açıyor. Son 30 yıldır devlet olmayan aktörlerin neredeyse tamamen ele geçirmiş olduğu ekonomik yapı, dengeli bir dağılım yoluyla yeniden şekillenmeye başlıyor.

2- Serbest piyasa ekonomisinin en güçlü savunucuları bile talebin artışını sağlayabilmek için hükümetlerin altyapı yatırımlarına girişmesini, istihdam sağlamasını ve para piyasalarına müdahale etmesini savunuyorlar. Oysa uzun yıllardır piyasalarda fırtınalar estiren müdahalesiz, liberal düzen çağrıları yine aynı insanlar tarafından gündeme getirilmekteydi. Devletlerin yeniden daha önce kovalandıkları ekonomi arenasına dönüşü olarak niteleyebileceğimiz bu durum, devletin bastırmasıyla şekillenmiyor. Aksine kurtarıcı rolüyle çağırılıyor, medet umuluyor, biat ediliyor. Kısaca ‘efsane geri dönüyor’.

3-Ekonomik alanda gelişen bu dönüşümün iletişim ve pazarlama piyasalarına yansıması ise incelemeye değer nitelikte. Tüketim talebi kısıldığı ölçüde, seçici bir tavra da bürünüyor. En çok parası olan kitleler bile eskisi gibi harcıalem harcamalar yapmaktan kaçınıp seçerek, eleyerek ve öncelik sırası vererek alım yapmayı tercih ediyor. Bu, en çok lüks markalar açısından sıkıntı yaratabilecek bir durum. Nitekim yeni dönemde lüks markalara talebi besleyen tüketiciler krizin etkilerinin hissedildiği Batı ülkelerinden çok, yeni yükselen ekonomilerin vatandaşları. Türkiye’de bunlardan biri.

4-İnsanların daha da zor ve seçici harcamaya yönelmesi sanal devrimle de destekleniyor. TV’lerde gördüğü etkileyici birkaç reklam ile alım yapma eğilimine giren insanlar, artık birçok kanaldan istedikleri ürünün bilgisine ulaşabiliyor ve çok alternatifli bir pazarda kafaları karışık biçimde, güvenilir kanaat önderlerinin peşine düşüyorlar. Her alanda fikir veren, tavsiye eden aracı kurumlar ve kişiler ön plana çıkmaya başlıyor. Önümüzdeki dönemde reklam kahramanlarının güzel insan figürleri yerine ‘ak sakallı dedelere’ dönmesine şaşırmamak gerekiyor.

5- Para, dünyanın doğusuna kaçmış durumda. ‘Yeni Normal Dünya’da piyasalar özellikle Asyalıların taleplerine göre şekillenecek gibi. Onların zevklerine uygun modalar geliştirilirken, onların algı ve davranış kalıplarına uygun reklamlar üretilecek, küresel markalar kimliklerine artık bir tutam Doğu tozu da eklemeyi ihmal etmeyecekler. Böylece ekonominin merkezindeki yoğunlaşma, çevreye doğru yayılacak ve pazar yeni bir modelde genişleyecek. (Yeni durumu normal olarak nitelendirmelerinin en temel sebebi de bu galiba. Bundan önceki anormal derecede tek merkezliydi zira!) 

6-‘Yeni Normal Dünya’ kavramını elbette bu konuları çok önceden görebilen bir figür konferans başlığı yapabiliyor; o da Ali Saydam (hiç şaşırtıcı değil!). Sayın Cumhurbaşkanımızın bu toplantıya ABD’den gelir gelmez katılması ve gerçekten çok etkileyici bir açılış konuşması yapması ayrıca dikkate değer. Galiba Türkiye’nin görünen yüzünde de ‘Yeni Normal’ bu artık. Her yerde, her şeye dair, herkes için politika üretebilmek…

http://www.aksam.com.tr/2010/09/30/yazar/18925/deniz_ulke_aribogan/yeni_normal_dunya_ve_turkiye.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s