Etiket arşivi: gelecek

Büyük yıkıma karşı Uluslararası TOPLUM Nasıl DAvranmalı?

Uluslararası toplumun ortak çözümleri

(Son İnsan kitabından)

İlkönce “farkında” olmak gerekiyor. İnsanlık olarak içine düştüğümüz bu girdabı dünya toplumlarının ortak bir meselesi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Bunun için illa bir dünya savaşının sonrasında milyonlarca dünyalının birbirini öldürmesini mi beklemek gerek? Ne vahim ki dünya toplumları, en son 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bir araya gelebilmişti.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacında, yaşanan acıların harcını görürüz. 24 Ekim 1945’te kurulan BM, uluslararası bir örgüttür. Bu örgüt kendini, “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş global bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır.

Ne kadar başarılı, ne kadar adaletli olduğu bugün tartışılan bu örgüt, halen hukuki boyutta atıflar yapılan temel sözleşmeler geliştirmiştir. Halen varlığını koruyan (geçerliliği bazı toplumlar için tartışılabilir) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi veya Çocuk Haklarına Dair Sözleşme bu örgütün bir ürünüdür.

Bu da demek oluyor ki, insanlık, daha önce yaşadığı bazı ortak sorunlarının çözümünde, iyi-kötü kendi sözleşmelerini veya araçlarını oluşturma yolunu tercih etmiştir.

Burada sorun, konunun gelecekle ilgili olmasıdır. Konunun “bireysel” algılanması, uluslar üstü bir çözüm arayışının önünde de bir engel oluşturmaktadır. İnsanlığın “ortak ve mutlu dünya” arayışının amacını yitirmesiyle birlikte, bu algılama bu tip kurumları, insanlığın temel sorunlarına çözüm üretme ko- nusunda engelin kendisi haline dönüştürmüştür.

Kitabın, son bölümünü yazdığım günlerde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, BM’nin tarihinde ilk defa bütçesinin tükenmek üzere olduğu ve nakit akışının yılın bu zamanında hiç bu kadar düşük olmadığı açıklaması ne demek istediğimi daha iyi açıklıyor.

Bu açıklamanın altında yatan neden daha da umut kırıcı…

Sorun, üye ülkelerin BM aidatlarını ödememesinden kaynaklanıyor… Açıklamasında Guterres, BM üyesi 193 ülkeden sadece 112’sinin örgüte yıllık ödemelerde bulunduğunu söylüyor. BM’ye ödeme yapmayan ülkeler arasında örgüte en fazla finansal katkı sağlayan ABD de yer alıyor. BM’nin 5,4 milyar dolarlık genel bütçesinin yüzde 22’sini ABD karşılıyor. BM’nin yönetim ve bütçe konularında reform yapması gerektiğini sık sık dile getiren ve “bütçede adalet” çağrısı yapan Trump yönetimi, 2018-2019 mali yılında BM’nin bütçesine aktaracağı kısımdan 285 milyon dolar azaltma kararı almıştı.

Demek ki, üye ülkeler de bu örgütün kendileri için işlevini kaybettiğini düşünüyorlar.

Ancak, insanlığın kendini göz göre göre öldürme ve yok etme sürecinde bu örgütün yapabileceği çok şey var. En azından, dijitalleşmenin oluşturacağı bu girdabı çözmek için böyle uluslar üstü bir örgüte ihtiyaç var. Elimizdeki bu yapılanmayı daha aktif kullanarak, yeni normlar, yeni sözleşmeler ve yeni ilkeler belirlemek için kullanabiliriz.

Çünkü, mücadele gücünü gün geçtikçe yitiren ve kendi sonunu kabullenmeye giden bir insanın, yalnız ve tek başına çözebileceği bir sorundan bahsetmiyoruz.

Sivil toplumu organize edebilecek, büyük küresel şirketlerin, kamu gücünün özgürlükçü bir alanda kalmasını sağlayabilecek; bunu yaparken de “sıradan insanın” yaşayabilmesi veya ihtiyaç kadarınca dönüşmesini yönetebilecek bir yapıya ihtiyacımız var.

Su hayattır. Ama fazlası sel olur, hayatı bitirir. Ateş ısıtır, soğuktan korur. Ama fazlası yangın olur, hayatı bitirir. Toprak berekettir, karnımızı doyurur. Ama fazlası erozyona uğrar, hayatı bitirir.

2030 yılında 800 milyon kişinin işini robotlar yapacak. Bu tespite “Yapacak belki ama, insanlar işsiz kalmayacak. Yeni işler ortaya çıkacak ve insanlar da bu işlerde çalışacaklar” diye yorum yapmak, cidden bir pastanın üzerindeki krema olmanın ötesine geçmiyor. Mevcut insanın dönüşümünü yönetmeden, yeni mesleklerin eğitimini vermeden veya yeni yeteneklere ula- şamayanların durumunu düşünmeden yorum yaparsanız, pas- taya krema olmaktan kurtulamazsınız.

Sorunlar, “fazlalaşmadan” ve insanın kendini öldürmesini beklemeden, ortak bir dönüşüm sürecini yönetmeliyiz. Küreselleşmenin, bizim adımıza ortak bir karar vericisi olmadığı için, içine düştüğümüz durum ve yarattığımız yeni dertlerle oluşan eşitsizlik ortada…

Bunun yanı sıra, yeni tehlikeler de kapımızda.

Aralarında OpenAI’nin kurucusu olan Elon Musk’ın da bulunduğu birçok önemli yapay zekâ uzmanı, otonom silah- lara karşı iş işten gelmeden önlem alma çağrısı yaptı. 160’tan fazla kuruluş ile 90 ülkeden toplamda 2 bin 460 akademisyen, bilim insanı ve teknoloji uzmanı da otonom silahların kul- lanılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunmayacaklarına dair söz verdiler. Yapay zekânın askeri sistemlerdeki rolünün artacağına dikkat çeken uzmanlar, hükümetleri ve siyasetçileri otonom silahları denetim altına alacak yasalar yapmaya, “birlikte, sıkı uluslararası kuralları olan bir gelecek inşa etmeye” çağırdılar.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili geldiğimiz nokta ortada. Üç yılımız kaldı. Eğer 3 yıl içinde, herhangi büyük bir girişimi sonuçlandıramazsak, iklim değişikliği sürecini durduramayacak ve geri döndüremeyecek bir noktaya geleceğiz.

Yeni dönemin ve insanın geleceğinde yaşayacağı tehlikeler için insanlığın bugünden “ortak çözümler” üretmesi gerekiyor.