Güverteyi boşaltmadan, gemiyi limana yanaştırmak!

Büyük ve güvenli bir turistik gemide seyahat ettiğinizi düşünün…

Güvertesinde, keyifle günbatımını izlediğiniz bir gemi… Yılların birikimiyle inşa edilmiş bir mühendislik harikası… İki yüz personel, sizin için el pençe divan bu gemiyi hedefine götürmek için çalışıyor.

Sizin gibi birçok iyi giyimli insan var gemide…

Geminin sahibi yaklaşıyor ve size nasıl hissettiğinizi soruyor…

“Güvende hissediyorum. Menzilde gittiğimizden de eminim. Ama, çizilmiş rotanın dışına çıkmak istediğimde, mürettebatınız bana bunun uzun ve meşakkatli bir iş olduğunu söylüyor. Gemide bir sürü insan olduğunu, herkesin istediğini yaparlarsa ana limana varamayacaklarından bahsediyor. Bu beni çok üzüyor.” diye cevap veriyorsunuz geminin sahibine…

Her şey çok güzel… Manzara romantik… Ama siz bunu monoton bulmaya, kendinize ait bir rotada “sadece istediğiniz” hizmetleri almayı hedeflemeye başladığınızı fark ediyorsunuz.

O sırada, sizin gibi güvertede duran bazı yolcuların bavulları ile birlikte gemiye yanaşan küçük ve daha hızlı teknelere bindiğini ve başka başka yönlere gittiğini görüyorsunuz.

Geminin sahibine soruyorsunuz…

“Bunlar nedir?”

“Efendim, bunlar güvenli ama küçük tekneler… Bizden daha hızlılar ama bizim verdiğimiz hizmeti veremiyorlar. Bazı yolcularımız, bu konforu bırakıp kendilerine ait bir rota planı oluşturuyorlar. Bazen oraya, bazen buraya gitmek istiyorlar. Bizim kalitemiz belli. Biz de giderseniz gidin ama mutlaka geri döneceksiniz diyoruz.” cevabını aldığınızda siz ne yaparsınız?

Güvertede kalıp manzaraya mı bakarsınız?

Yoksa, internet üzerinden benzer hizmeti kendinize özel koşullarda ama boşuna ödediğinizi düşündüğünüz konfordan vazgeçerek kendinize has bir hizmet mi tasarlarsınız?

Soruya verdiğiniz cevap, aslında sizin yenilikçiliğe olan duyarlılığınızı da gösteriyor.

Yöneticiyseniz ve yukarıda geminin sahibinin verdiği cevabı veriyorsanız, vay halinize…

Neden mi?

Forbes dergisinde 26 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanan eMoney Advisor CEO’su Ed O’Brien imzalı bir makalede “Preparing for Disruption: Fintech And Fortune 500” (Yıkım için Hazırlık: Finans Teknolojisi ve Fortune 500) başlığı altında, finans teknolojisindeki yeni start-up’ların Fortune 500’deki finans şirketlerini düşüreceği zor durum anlatılıyor.

Makalede, tüketici davranışlarındaki değişim nedeniyle büyük finans şirketlerinin ürettiği çözümlerin yetersiz kaldığını ve küçük ekiplerin odak noktasında büyüklere göre daha rekabetçi olabileceği belirtiliyor.

Aslında finans şirketleri de bunun farkında; 2016 yılındaki SourceMedia’nın bankaların Chief Intelligence Officers (CIO) pozisyonları ile yaptıkları ankette, ankete katılanların %70’i önümüzdeki dönemde teknolojiye daha fazla para harcayacağını söylüyor. Üçte biri ise bu rakamın bütçelerinin %10’undan fazla olacağını söylüyor.

Durum sanılandan da ciddi…

Yeni start-up’lar finans sektörünün bir alanına odaklanıp, burada başarılı olurken Fortune 500 şirketleri ise farklı iş kollarında ürün ve çözüm üretmeye çalışıyor.

Dolayısıyla küçük şirketler, rahatlıkla büyük şirketlerin birden fazla farklı alanında mücadele edebiliyorlar. Makalede verilen örnekte olduğu gibi, Betterment ve Wealthsimple gibi robo-danışmanlar, servet yönetimi sektörünün bir bölümünden pay almaya çalışırken; PayPal, Stripe ve Square gibi şirketler ödeme işlemleri ile ilgili çözümlerle ana geminin pazarına saldırıyorlar.

Ve bu bir şekilde durmadan devam edecek.

Yeni fintech oyuncuları LendingClub ve So-Fi gibi şirketler, tüketici kredileri piyasasına girdiler bile. Kabbage ve OnDeck Capital ise küçük işletme kredileri alanında lider olmayı hedefliyor. Teknolojinin kullanımıyla bu alanlar daha da kârlı hale gelebilirler. Bunun dışında, en önemlisi büyük finans kuruluşları yavaş yavaş devre dışına çıkarlar.

Ne kadar güçlü veya karar vericiler nezdinde ne kadar etkili olursanız olun, müşterinin değişim isteği karşısında duramazsınız. Yeni start-up’ları rekabetçi olarak görebilirsiniz. Piyasaya giriş engellerine kafa yorabilirsiniz…

Ama “Blockchain” gibi kırılma yaratacak teknolojilerin varlığı bir fenomenken, bu yöntemlerle geminizdeki yolcuları bir yere kadar tutabilirsiniz.

En iyisi gemi sahibi olarak;

  • Geminizin içine bu tip hızlı teknelerden koymak ve bu değişimin içinde yer almak,
  • Geminize yanaşan bu hızlı teknelerle işbirliği yaparak, ortak turlar düzenlemek,
  • Ve geminize yanaşan bu hızlı teknelerin sahipleri ile anlaşarak şirketlerine ortak olmak seçeneklerini ciddi ciddi değerlendirmeniz…

Aksi takdirde, güvertedeki güzelim manzaraya bakıp büyük bir geminin sahibi veya kaptanı gibi miçonuzla birlikte kahve içerken, “Bir tek ikimiz mi kaldık?” diyerek hüzünlü gemici şarkıları söylersiniz.

Benden söylemesi…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s