BITCOIN mi, BLOCKCHAIN mi?

İstanbul’da geçtiğimiz Şubat ayında düzenlenen “Dijital Kalkınma Seferberliği” toplantısı ile ilgili yazılanları okuyunca bir anda umutlandım.

İstanbul Dijital Kalkınma Platformu’nun birinci toplantısı olan bu toplantı Dijital Kalkınma Derneği’nin öncülüğünde Bilgi Ekonomisi Derneği ve Ekonomistler Derneği işbirliği ile gerçekleştirildi. T.C. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’nun vizyon konuşmasını yaptığı toplantıya 40’a yakın sivil toplum kuruluşunun başkanı, temsilcileri ve akademisyenler katıldı.

Toplantının konuşmacılarının değindiği temel vizyon şu başlıkları içeriyordu;

  1. Yerel bir dijital kalkınma modeli hayata geçirilmelidir.
  2. Bölgenin teknoloji merkezi olunması başarılabilir.
  3. Dijitalleşmede, en önemli görev üreticiye düşmektedir.
  4. Acilen, sistem probleminin çözülmesi gerekmektedir.

Bu dört ana tespit etrafında şekillenen bir kalkınma modeli için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, çizdikleri çerçeve ile yeni nesil teknolojiler için Türkiye’nin bir üs olmasına imkan tanıyacak bir perspektif ürettiler.

Oluşturulan bu gündemi çok önemli ve zamanında buluyorum.

Özellikle, Bitcoin üzerinden ortaya çıkan magazin gündemi ile yeni nesil bir teknoloji olan Blockchain (Blok Zincir) teknolojisinin tam anlaşılamaması riski artıyorken…

Ekonomist arkadaşlarım bir yere konferans vermeye gittiklerinde, soru-cevap bölümünde ilk sorunun “Hocam, Dolar ne kadar olacak?” sorusu olmasından şikayet ederler.

Kısa-orta-uzun vadeli analizler yapan ve gelecek için ipuçları veren bir ekonomist için bu tip sorular her zaman “anlaşılamama” duygusu yaratır.

Bitcoin’in gündemimize giriş şekli de böyle ne yazık ki…

Her para ya da yatırım aracı olarak kullanılan emtia gibi Bitcoin’in de spekülatif bir yanı var… İlk yaygınlaşmaya başladığı yıllarda, aynı tespiti İMKB (Borsa) için de yapıyorduk. Hatta, portakal sandıklarının üzerinde satılan hisselerden alan insanlar, bunu teknik bir analiz sonucu yaptıkları bir yatırım gibi görmüyorlardı.

“Etrafta dolaşan bir laf var… Borsa diye bir şey varmış… Hisse alıyormuşsun, paran iki katına çıkıyormuş… Hem de bir haftada….”

Bu sözler, bir çok can da yaktı.

Sonra, Borsa işlemleri gelişti… Yaşananlar ders oldu. SPK ve benzer kurumlar kendi kurallarını koyarak süreci işler kıldılar. Çünkü halka arz sisteminin önüne geçmek gibi bir şans yoktu.

Sadece kural koymadılar; Finansal okur-yazarlığın gelişmesi için kampanyalar düzenlediler. Medyayı doğru bilgilendirerek, insanların spekülatif bir yatırım aracını nasıl doğru kullanması gerektiğinin anlatılmasına yatırım yaptılar.

Benzer durum Bitcoin için de geçerli…

Reel sektörün gelişmesine odaklanmak yerine, ekonomi kanallarının ekranlarının altındaki bant görüntüde sürekli para birimlerinin değerlerinin yazması gibi…

Ülkenin gündeminde, “arttı”, “kazandırdı” veya “düştü”, “kaybettirdi” şeklinde yer alabiliyor…

Bitcoin veya binlercesi, geleceğin dijital bir para birimi olarak hayatımıza girmeye başladı… En azından dünyada bu şekilde… Bu genişlemeyi sağlayan ise paranın kendisi değil, altında yatan teknoloji; Blockchain!

Türkiye’nin kaçırdığı sanayileşme trenlerine bakarsanız, bu teknoloji ile önümüzdeki yirmi yıllık duraklara yeni gelen bu trenle gitme şansımız var.

Küresel çapta bir para biriminden veya “güven” ve “aracı” kavramını baştan yaratan dağıtık depolanmış bir veriden bahsediyorsak; Türkiye’nin yeni ihracat kalemlerinde de dijital bir seferberlik başlatabiliriz.

Kalkınma modelinde, yeni ve yapılmayanı tercih etmek ülke olarak sizin rekabetçi avantajınıza dönüşür. Bunu yaparken, her anlamda “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ile eş anlama gelen bir yaklaşım üretmek zorunda değilsiniz. Geleceği yakalayan kuralları ve oyuncuların bu sahaya girmekte kendilerini rahat hissedebilecekleri düzenlemeleri hayata geçirebilirsiniz.

Dünyada paranın merkezi olan İsviçre, dijital paranın San Fransisco’ya kayması endişesi ile birlikte, Zug kentini dijital para için yatırım teşvik alanı olarak ilan etti. Bu konuda çalışma yapanlar, yatırımlarını oraya taşıyorlar….

Anlayacağınız gibi, Bitcoin demek, Blockchain demek değil…

Bunun son bir örneği de Türkiye’den…

Webrazzi’nin haberine göre;

“Webrazzi Fintech 2017 sahnesinde tanıtılan Colendi‘nin detayları web sitesi arayıcılığı ile paylaşıldı. Bülent Tekmen’in 3 kurucu ortak ile birlikte kurduğu Colendi, temelde blockchain tabanlı bir protokol. Gerçek hayat verilerinizi değerlendirerek sanal finansal pasaportlar oluşturan Colendi, ICO için hazırlanıyor.

Blockchain teknolojisi sayesinde bankaların ötesinde bir dijital kredi skoru sağlamayı hedefleyen Colendi, değerlendirmelerini yaparken kullanıcılarının akıllı telefon, alışveriş, sosyal medya ve finansal durumları gibi verilerden yararlanıyor. Bankalardan farklı olarak sadece finansal verileri incelemeyen Colendi, henüz kullanıma sunulmamasına rağmen anlaşmalı bir iş ortağı ile çalışıyor.”

İhracat da yeni anlamlar kazanıyor. Bu uygulama da dijital kalkınmaya iyi bir örnek olarak, Türkiye’ye umut veriyor.

Reklamlar