İNSANOĞLUNUN YAS SÜRECİ BAŞLADI

İçinde bulunduğumuz dönemi araştıranlar, insanlığın ruhsal açıdan dönüştüğü ve çöktüğü bir dönemin izlerine tanıklık edecekler. Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi sonrasında yaşanan ana kırılmaların bir benzerini, teknolojinin yaygınlaşması neticesinde bilgi toplumuna dönüşürken yaşıyoruz. Yalnız buradaki temel sıkıntı, 90’ların sonlarında “bireyselleşme”nin önemli olduğu yılları hızlıca geçen ve yaşadığı süreci anlamlandıramayan insanoğlu, bugüne ait dönemden yeni bir aydınlanma yerine, bir yalnızlık ve başkalaşım üretiyor.

Çünkü her şey hiç olmadığı kadar hızlı…

Bugünü araştırarak, geleceği okumak çok daha zor.

İnsanların çoğu, sahip olduğu teknoloji ile değil, o teknoloji için yaşıyor.

Sosyolojik araştırmalarla elde edilen verilerle, dijital ortamların gözlenmesi ile elde edilen verilerin arasında büyük farklar var. İnsanoğlu manik-depresif bir yaşam arasına sıkışmış bir biçimde, ikili bir hayatı daha da içselleştiriyor. Bu her şeyi aynı oranda etkiliyor.

Robotlar ve yapay zekalar iş hayatını tehdit ediyor. Teknolojiler, bazı meslekleri hızlıca yok ediyor. Dünya küresel terör, göç, kıtlık, gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi temel konularla kökten sarsılırken, insanoğlu elindeki teknoloji ile “vurdumduymaz” bir şekilde kendine yeni bir hayat yaratıyor.

Dünyaya başkaldıran, sorgulayan ve mücadele eden toplumların yerini, mağlubiyeti kabullenmiş, gelecek umutlarını çoktan kaybetmiş ve elindeki ile mutlu olup, vakit geçirmeye çalışan bir dünya toplumu şekilleniyor.

İnsanoğlu, bağıra bağıra ağlayacağı yerde, fotoğrafının üzerine emojiler eklemiş paylaşımlarla, korkusunu ve yenilmişliğini birbirinden saklayarak ayağındaki yeni nesil prangalarla mutlu rolü yapıyor.

Çünkü, umudunu kestiği şey çok net; Dijital anlamda çıktığı göç yolunda ne geriye dönebiliyor, ne de koşarak ileriye gidebiliyor. Herkesin çılgınca “küçük ve sevimli bir sahil kasabası” hayali de bundan belki de.

Mutlu değiller…

Çok özgür zannettiği yerde birer birer avlanıyor, kendiliğinden yaptığı şeyin aslında bir bütünün içindeki viral bir eylem olduğunu anlıyor. Büyük şirketlerdeki toplantıların yarısının insanların kariyeri için “Aslında ne kadar muhteşem” olduklarını anlatması gibi, sıradanlığını kabullenemiyor.

Her şey olmadığı kadar hızlı…

İnsan vücudu, bu kadar hıza karşı hazırlıklı değil.

Mutluluğa da hızlıca ulaşıp, hızlıca kaybediyor.

Başkalarının mutluluğu mutsuzluğu, kendi mutsuzluğu da başkalarının mutluluğu olabiliyor.

İnsanoğlu aslında mutlu olmayı özlüyor.

Ama galiba, kendi mutluluğunu yeniden inşa etmek yerine, sanal bir hayat yaratıp orada mutlu olmayı deniyor.

Sonuç; büyük bir hayal kırıklığı…

İnsanoğlu, bu hayal kırıklığı ile baş etmeye henüz başlamadı… O döneme biraz daha var. İnanın o dönem daha zorlu geçecek…

Tıpkı bir ölüm sonrası yaşanan yas sürecinin evreleri gibi…

Öncelikle, kendisine bir şey olmayacağına inandırıp kayıplarını inkâr ediyor. Sonra ikna olduğu şeyin gerçeklemediğini görünce bir kızgınlık ve öfke duyacak. Bir pazarlık evresi var sonrasında… İşte dediğim hayal kırıklığı evresi kendini, bu pazarlık evresinden sonra ağır bir depresyon şeklinde gösterecek. Bu dönemde mutsuzluk daha da artacak…

Sıradanlığını kabul ettiği an ise son aşama… Bu sefer kendi refahından, kendi geleceğinden tavizleri vererek, yeni dönemin verdiği kadarıyla yaşamayı kabul edecek.

Anlayacağınız, insanoğlunun yas süreci başladı…

Reklamlar