İkinci kırılmayı da iyi okumalısınız!

images.jpeg

Yıkıcı inovasyonun (disruptive innovation) yarattığı dalgayı iyi okuyabilmeniz için, her ay burada kendi tespit ettiğim ipuçlarımı paylaşmaya çalışıyorum.

Üç boyutlu yazıcılar, sanal gerçeklik ve hologram ve robot teknolojilerinin yayılımını şu an bir gerçeklik olarak değerlendirmeye başladık. Bu bize bazı hatalar yaptırabilir. “Ana kırılma yaşandı ve bu teknolojiler hayatımızın geleceğini şekillendirecek” tespiti, yaşananların alt metinlerini okuma ilgimizi azaltıyor.

Bakış açımızı iki perspektifin tam ortasına koymamız gerekiyor. Bir nevi, gez-göz-arpaçık hizalamaması ile nişan almalıyız:

Dijital göç sürecinde iki aşama yaşıyoruz; 1) Ortaya çıkan yeni durumun oluşturduğu yeni normaller 2) Halen devam etmekte olan kırılmanın alacağı yeni şekil

Bu ikilden oluşacak yeni şekil de bizim geleceğimiz olacak.

İlk perspektifi okuyabilmek için aşağıdaki örnekleri iyi takip etmek gerek.

Kullanım alışkanlıklarını, toplumsal davranışları ve iş yapış biçimlerini değiştiren, birbirine entegre inovasyonlar ve icatlar hayatımıza “yeni” kavramını sokuyor. Bu “yeni”nin, mevcut tanımından temel farkı, “bir önceki haliyle ilişkisi olmayan bambaşka bir yeni” olması.

Örneğin, Lenovo’nun San Fransisco’daki Teknoloji Dünyası Konferansı’nda tanıttığı ve ünlü taban yapımcısı Vibram firması ile ortak ürettiği akıllı koşu ayakkabısını tanıttı. Ayakkabı Intel Curie giyilebilir çip üzerinde çalışan ve standart spor takip fonksiyonlarının çoğunu gerçekleştirebilen bir yapıya sahip.

Geçtiğimiz günlerde Norveç’ten gelen benzinli otomobil yasağı haberi pek yankı uyandırmadı. Ancak artık bu yasağın yeni bir oyuncusu var. Hem de bu işin devlerinden: Almanya hükümeti, 2030 yılından itibaren yeni benzinli otomobil üretimine izin verilmeyeceğini resmen ilan etti.

Emisyon hacmi ile ilgili bir yasaktan bahsediyoruz. Peki karşılığı var mı? Şirket raporlarından yapılan bir analizi esas alınarak, ABD lüks araç satışı verileri 2015-2014 karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, Tesla Model S’in, %51,01’lik bir artış ve 25 bin 202 adetle birinci sırada olduğunu görüyoruz. Yukarıda değişim başlamış, demek ki teknoloji ucuzladığında da bir karşılığı doğal olarak oluşacak.

ABD İşçi İstatistikleri Bürosu’nun yayımlamış olduğu verilere bakıldığında, geçen Ekim’den bu yana internet medyasında, yazılı medyadan daha fazla iş imkanı yaratıldı.

Peki, ikinci perspektifi nasıl okumalıyız?

Onun ipuçlarını da “yeni”de değil, “dönüşmüş”te aramalıyız. Oluşan yeni normalin etkisi ile ortaya çıkan ekosistem, bazı kurumların veya şirketlerin de tercihlerini ve varlık sebeplerini tamamen değiştiriyor.

Örneğin, Microsoft işbirliği ile akıllı telefon pazarında umduğunu bulamayan Nokia’nın, sanal gerçeklik ve sağlık sektörüne yöneleceği şeklinde.

Google’un kurucularından Larry Page, arama motoru işini geliştirmek için yatırım yapmıyor. Larry Page’in yatırım tercihi arasında 100 Milyon Dolar tutar ile uçan arabalar var. Kaliforniya merkezli Zee.Aero ve Kitty Hawk şirketi elektrik motorlu, dikey iniş ve kalkış yapabilecek bir model üzerinde çalışıyor. Larry Page de bu çalışmaları destekliyor.

Linkedin, gelecek tasarımında sadece iş odaklı kariyer sitesi olmaktan çıkarak, webinarların verilebileceği, eğitim ve sertifika programlarının, uzaktan eğitimin yapılabileceği bir platforma yer vereceğini söylüyordu.

Geçtiğimiz ay, bir sabah uyandığımızda Linkedin’in gelecek tasarımı ile ilgili bir adım attığını gördük. Microsoft, Linkedin’i 26,2 Milyar Dolar’a satın aldı. Böylece Linkedin’in sahip olduğu 433 Milyon kişilik platform, Microsoft’un bütün uygulamalarına entegre olacak.

Bu birleşimden, bambaşka iki şirket çıkacak.

İki şirket de, mevcut iş kollarının bu haliyle gelecekte aynen var olacağına inanmıyor. “Dönüşmüyorsan, yoksun” fikri bu şirketlerin birleşme politikalarına da ışık tutuyor.

Geleceğimiz, bahsettiğim bu iki perspektifin karışımı olacak. Ve sürekli birbiri ile kesişen iki ayrı nehir misali, bu dönüşüm süreci “statik” olmayacak. Sürekli takip edilmesi gereken iki nehrin denize döküleceği yeri iyi tutturmak gerekiyor.

Mediokrasinin özgüvenini tetikleyen dijitalleşme ile elitin dijitalleşmesini aynı sananlar, bu iki nehrin nereden denize döküleceğini bilemeyecekler.

Siz siz olun, havayı iyi koklayın ve nehri doğru yerden takip edin!

Reklamlar