Geleceğin ödeme sistemlerini, yere indirmenin yolu

Fintech-2

Otomobil deyip geçmeyin… Bir yerden bir yere gitmemizi sağlamanın dışında, önümüzdeki dönemde yeni anlamlar yüklenen bir makinaya dönüşüyor.

Cenevre Otomobil Fuarı’ndan yapılan yayınlardan anladık ki, önümüzdeki yıllarda otomobil bizim hayatımızı da yöneten bir bilgisayar haline gelecek.

Mastercard ve Visa gibi piyasada ana belirleyici olan şirketler, gelecekte hayatımızın merkezine yerleşecek olan otomobiller üzerinden, araç yolda giderken benzin istasyonundan bir sürücünün tüm ihtiyaçlarını kredi kartı ile almasına müsaade eden bir teknolojiyi Cenevre Otomobil Fuarı’nda takipçilerine sundular.

Akıllı yollarla konuşan, yol durumuna göre güzergah tercihi yapan, hatta sürücü yorgunsa, tıpkı şu anda uçaklarda olduğu gibi, otomatik pilot işlevi gören otomobillerden bahsediyoruz…

Yol durumuna göre lastiğin özelliklerini değiştiren, üzerindeki güneş panelleri ile gün boyunca enerji biriktirip, gece evin ısınmasına ve aydınlanmasına fayda sağlayacak araçlardan bahsediyoruz…

Ofisteki bilgisayara geldiğinizi, evinizdeki kombiye vardığınızı anlatan, emisyon hacmi düşmüş, petrol türevlerinin yakıt olarak kullanılmadığı arabalardan bahsediyoruz…

Üzerinde kendine ait Drone’u bulunan, bu insansız hava aygıtındaki kamera sistemi ile etrafı görebilen, trafik sıkışıklıklarını önceden öğrenen, çevrede neler olup bitiyor haber veren ve ödeme sistemleri entegre edilmiş akıllı bilgisayarları vasıtasıyla, seyir halindeyken bu aygıtlar sayesinde kahvenizi size ulaştıran akıllı arabalardan bahsediyoruz…

Şimdi diyeceksiniz ki, geleceğin bu kadar da yakın olması mümkün değilken, nereden çıktı bu yazı?

İyi de, bütün bu anlattıklarımın son fuarda sergilenen otomobillerde veya yayımlanan son birkaç makalede ya uygulama safhasında, ya da test aşamasında olduğunu görebilirsiniz.

Son Cenevre Otomobil Fuarı’nda, elektrikli arabaların sergilendiği salonlara bakın… Bir de konvansiyonel araçların sergilendiği yere bakın. İkincisi hemen göze çarpmayabilir. Parlak olmayan gelecekleri ile bir kenara itilmiş şekilde sergilenmişler bu yıl.

Ödeme sistemlerinin, yıkıcı inovasyon sayesinde farklı endüstrilerle entegre olduğu bir çağda, acaba kendi faaliyet alanınızda dönüşüm nasıl yürütülüyor?

“Nakitsiz bir dünya” düzleminden, “Drone’lu araba” düzlemine geçiş sürecini kim yönetiyor?

Uluslararası firmaların, kendi AR-GE işbirlikleri ile ürettikleri “hibrit ürünler” birer lüksten, ihtiyaç haline dönüşürken, kapitalizm kendi kavramlarını da beraberinde üretiyor.

2008 krizinden sonra hızlanan ve piyasayı (Keynesyen bir yaklaşımla) canlandırması hedeflenen “elektrikli otomobiller” veya “akıllı otomobiller” piyasasının temelinin “iklim değişikliği” kavramı ile paralel gittiğini fark etmişsinizdir.

Enerji yönetimi, malzeme bilimindeki değişimler ve daha düşük emisyon hacmi temelindeki tüketicilerde oluşan bilinç farklı akademik yaklaşımların, oluşan bu temel kavram çerçevesinde yeni ürünler çıkmasına yol açıyor.

Sonuçta, finans teknolojileri inovasyonunun giyilebilir, hayatı kolaylaştırabilir olması için sosyolojik açıdan dönüşümü de yönetmesi gerekmektedir.

Türkiye’de üç farklı toplumu bir arada görebiliriz….

Tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu…

Aynı anda üç farklı bakış açısının yaşadığı bu ülkede, dönüşüm kuyruğu kendi içinde de farklılıklar gösterirken, finans teknolojisi ile uğraşan firmaların sosyal bilimleri ilgilendiren konularda ve kavramların yönetilmesi süreçlerinde daha fazla yatırım yapmaları gerekmektedir.

Belki de, açıklık ve işbirliği kavramlarının yükselen değer olduğu günümüzde, finans teknolojisi konusunda çalışan tüm şirketlere ortak hizmet verecek bir enstitünün veya akademinin, küresel anlamda üretilen benzer teknolojilerin bir statüden çok bir ihtiyaca dönüşmesi için ülkemizde de üretilmesi için çalışmasına ön ayak olması daha hızlı adımların atılmasına aracılık sağlayacaktır.

Anlaşılan, hem yerel oyunculara hem de uluslararası firmaların Türkiye ofislerine çok fazla iş düşmekte…

Reklamlar